Image Hosted by ImageShack.us
>♦ Ana Sayfa
♦ Âyîne
♦ HeYBeM
Image Hosted by ImageShack.us

10/3/2009 - Yaralarda çiçek açar





İNSAN EZELDEN yaralıdır. İlk günah nasıl Havva anamız ile Adem babamızı yaraladıysa, soyundan gelen herkes de elleriyle yapıp ettikleri ile yaralıdır. Yara sürgündeki insanın kaderi, Rabbinden kopuşu, arzda debelenip duruşu, dünya denilen hayvanat bahçesinde kafesinde tutsak oluşu. Yara, sevgilinin yüzündeki peçe, görünmez oluşu, rızasının bilinmeyişi, vuslatın bir türlü gerçekleşmeyişi. Yara, özlem içinde kavrulan bir yüreğin ellerinden iş beklenişi, ucu bucağı bilinmez bir mesafede duraksız say edişi, ab-ı hayatı arayışı, aşkın susuzluğunu kesecek zemzeme bir delik, bir menfez bulamayışı. Yara, insanı yare götüren yolun başlangıcı.

İnsan yaralı kalmalıdır. Zira onu hareket ettiren, aratan, susatan, koşturan, işlettiren, amel ettiren bizzat yarasıdır. İnsan, incinebilir olduğu için savaşması değerlidir. İnsan, ömrü kısa olduğu için hayatını vakfetmesi değerlidir. İnsan sevdasına erişmek elinde olmadığı için sevmesi değerlidir. İnsan öldüğü için hayatı değerlidir. İnsan fakir olduğu için kalbini hediye etmesi değerlidir. Aczi yüzünden kıyamı ve mücahedesi değerlidir. Muhtaç olduğu için vefası değerlidir. Hiçbir şeye sahip olmadığı için emanete sahip çıkması değerlidir.

Geçmişinden yaralıdır insan; özlediklerini geri getiremez. Hayallerindekilere ellerini uzatıp dokunamaz. Onlara bir selam dahi gönderemez. İstikbalinden yaralıdır insan; akıbetini bilemez. Sevdiklerini tutup baki edemez. Varlıkla yaralıdır insan. Eline dolan suyu tutup benim diyemez. Yoklukla yaralıdır insan. Boynu bükülmezse nefis, çiçek olup yüzünü güneşe dönemez. Kozasına sıkışıp kalmaz, ve bundan rahatsız olmazsa, nazenin kanatlar bitiremez. Karanlıkta kalmazsa, ruhunun köklerini yavaş yavaş genişletemez. Günahla yaralıdır insan. Unutup hataya düşmezse, mahcubiyetin al yanaklı güzelliğine erişemez.

Ağrısı insanı maksuda eriştirir. Ağrıyan bir ayak yürünecek yollara özlem getirir. Ağrıyan bir diş leziz taamlara özlem getirir. Ağrıyan eller işlenen nakışlara özlem getirir. Ağrıyan bir göz ustalıkla resmedilmiş manzaralara özlem getirir. Ağrıyan kulaklar sevgi sözcüklerine, ruhu sağaltan bir ezgiye özlem getirir. Ağrıyan bir baş hikmetin pınarlarına, tefekkürün dumanlı zirvelerine, bilmenin ve tanımanın lezzetine özlem getirir. Ağrıyan bir yürek En Sevgilinin bağrında dinlenmeye özlem getirir. Ağrımız en büyük nimetimizdir.

Yarasıdır insanın yol azığı, beslendiği çıkını, biriktirdiği dağarcığı. Her ne güzellik varsa iki dudaktan dökülen, yaralı bir sadrın mahsulatındandır. İnsan gariptir, insan yalnızdır, insan anlaşılmazdır, insan karmaşıktır, insan yoksuldur, insan acizdir, insan aşıktır. Dilinden kimsenin anlamadığı, özünden kimsenin haberdar olmadığı, yarasına kimsenin deva bulamadığıdır insan. Kimse bulamasın da yalnız Rabbi buluversin insanı istenmiş de, bir gizli mahfaza koyulmuştur insan. Sevgilisi onu buluncaya kadar yapayalnız bırakılmış bir minik bebek gibi ağlar durur da, kim gelse susmaz, kim ne verse haz etmez, kim ne söylese huzur bulmaz. Zira huzur O’nun huzurunda olmaktır. Bize nazarını O tevcih etmelidir. Yoksa susmayız, yoksa durulmayız, yoksa iflah olmayız. Aman yaramıza O’ndan gayrı dokunmasın!

İnsan sevdiğine akıttığı kanı ile layık olur. Sevgilinin gölgesi her vurduğunda yüzüne bir çizik daha atar kalbine vuslat. Sızladıkça yürek çentik çentik bir adım daha yaklaşılır menzile. Aşkın sunağında boynunu seve seve uzatır insan. Bıçak kestikçe kat kat yeni dünyalar açılır önüne, yara derinleştikçe safha safha gölge asla inkılab eder.

İnsan Yar’ine döktüğü gözyaşı ile erişir. İnsan Rabbine yakarışı ve sızlanması nispetinde vasıl olur. Özlem dolu gönlün ah-u eninidir ki insana Rabbin meveddetini celb eder. Yalnız aşktır ki sizi Rabbin sinesine gömer. Yalnız ALLAH’tır ki sevdalılarının serzenişlerine bigane kalmaz. Şüphesiz ki hiçbir sevgili ALLAH gibi sizi sarıp sarmalamaz. Burası naz makamıdır. Aşktan öncesi de, vuslattan sonrası da, yoktur ehl-i naz ve niyaza. Aşk yaralar, aşk yarada çiçek açar. Dileyen dilediği kadar sızlanmakta özgürdür. Burada tüm sızlanmaların karşılığı bihakkın verilecektir. “Ya Rabb, gel artık” diyenin haddi aşması burada affedilecektir. Burada sabırsızlık eden gayrın sabrından üstün tutulacaktır. Zira hayırlı şeyde acele edilir. Vedud’u görmekten hayırlı bir dilek var mıdır? Onun tek bir dokunuşu tüm yaralara kafi gelecektir.

İnsan ancak yarasından akan kan damlalarını takip ederek Yar’ini bulacaktır. Yahut Yar kendisine acıyarak son damlayı akıtmadan peçesini açacak ve şavkını insanın dağdan büyük kalbine vuracaktır. Yaramız şansımızdır. Ey Sevgili, sensizlikle yaralıyız, görmezden gelme, bak yüzümüze!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-08-26 18:46:12 - selamun aleykum isimsiz ..

Yazan: ferahhfeza
selamun aleykum kardeşim .. inşaALLAH okursunuz bu mesajı ..
rabbim sizi sıkıntılardan kurtarsın ..
islamiyette takip ediyorum demiştiniz .. ordaki bloguma yazan kardeşimmisiniz ..
öyley ise kardeşim ..

size ulaşabilecegim msn adresi bırakırsanız çok memnun olurum .. anlıyorumki çok sıkıntıdasınız ... elimden geleni yapmak isterim ..
bir annesiniz ve üç çocugunuz var .. dimdik ayakta durmanız lazım ..
inşaALLAH Okursunuz bu mesajı cevabınızı bekliyorum ...
Bağlantı

2009-08-20 14:18:59 - aleykum selam ..

Yazan: ferahhfeza
annelerin başımızın üzerinde yeri var..
güzel duygu ve düşünceleriniz için teşekkür ederim ..
rabbim hakkınızda hayırlar nasip etsin ..
bu kutlu ay sizin için ve çocuklarınız için hayırlara vesile olsun inşaALLAH ..
RABBMİZE EMANET OLNUNUZ İSİMSİZ ..
selam ve dua ile
Bağlantı

2009-08-20 11:37:12 - selamün aleyküm

Yazan: isimsiz
ALLAH teala sizden gani gani razı olsun dedimya siz yüreğime ılık ılık akansınız biliyormusunuz hani diyorsunuz ya kurandan rast gele bi sure seçin yok rast gele değil niye bilmiyorum ama fetih ve mülk surelerine karşı içimde çok büyük bi özlem var rabbim kuranın cümlesinden ama özellikle o mübareklerden ayırmasın yine devasınız yüreğime yazdıklarınız ruhuma sükut veriyor ben öyle kelimelere harika anlamlar yükleyemiyorum sizin gibi ama sizn kelimeleriniz benim yüreğimde yer buluyor hemde çokca onlara deyinki istiyorlarsa benim yürek penceremede konabilirler ne olur beni yanlış anlamayın ben 3 çocuk annesiyim ama yüreğim çok yanıyor ordaki yaralar çiçek açarmı bilmem ama tavsiyeleriniz çok güzel kalb kalbe karşıymış ben dediklerinizi zatene yapıyormuşum hani onlar olmasa biliyorum ya bunca şeye katlanmak çok güç olacaktı sizinde ramazanı şerifleriniz hayr olsun ne olur ben için dua edin bi ağlamayı unuttum o rahmete pek muhtacım inşallah oda olur hani öyle ipil ipil ılık akan gözyaşlarını da çok özledimya aslında çocuklarım üzülüyor diye bıraktım ağlamayı inşallah nasib olur ne diyeyim biliyorum sizi çok sıktım hakkınızı helal edin lütfen yaradan rahmana emanetimsiniz bütün dualarınızn kabulu dileğiyle allah yar ve yardımcınız olsun ebeden daima
Bağlantı

2009-08-20 07:24:45 - yüregimdeki kırk kilitili kapılar ardından

Yazan: ferahhfeza
her seher.. yüregimdeki kırk kilitili kapılar ardından , kilitli sandıklardaki kelimelerimi çıkarıyorum .. bir kuşun kanadına iliştiri veriyorum ve azad ediyorum....

derken ertesi sabah .. kelimelerimin agırlıgı ile kanatları düşmüş.. yaralı güvercinlerim pencereme konuyorlar .. bakıyorlar gözlerime..

_ve diyorlar..

gezdik cümle alemi .. hiç bir yürek kabul etmedi kanadı kırık kelimelerinini ,
ancak senin yüregin kabul eder diyip konu veriyorlar yüregime ..

_ ve böylelikle
günler geceleri , geceler haftaları kovalıyor ..

_ve ben
..lâl olmuş kâl'imle....
..kendime yab(L)ancı hâlimle..
..bîmecâl yüreğimle..
..s(ö)/y/lemiyorum..

____________________
yüreginizdeki sıkıntılara gelirsek..
bunun için tecrübe edilmiş . güzel bir reçetemiz var inşaALLAH .. uygularsınız .

işe fon müzigimi dinleyecek başlayabilirsiniz..
mehmet emin ayın essiz yorumu .. burnunuzun diregini sızlata bilir , göz bebeginizi büyütüp göz pınarlalarınızın yasşarmasına sebep olabilir ..

''akıbet lütf-i yezdan yetişip imdadıma
'fikr-i nefsi unutup zikr-i hüdaya düştüm ''

daha sonra kuran mesajı başlıgımı açıp ..
vira bismillah deyip sıgınıp yaradana
rast gele bir süre seciniz..
' kalbler ancak ALLAHI zikretmekle mütmain olur'
yârınızın (cc) gönderdigi şişedeki mektubu hem okuyup hem dinleyerek..
ve yüzünüzü gözlerinden boşalan kırk ikindi yağmurlarına döküp .. öylece kalınız..

..ve sonra
s/akla beni yar(cc)..
başlıgımızdaki karalamamızıza okuyup...

artık vakti gelmişitir ..

avunuzda biriktirdiginiz kırk ikindi yagmurlarıyla abdest alıp huzura varmaya ..
secde zamanı gelmiştir..
arınma zamanı gelmiştir..
dünyanın tüm sıkıntılarından kurtulup yaradanla hasbihal etmeye ..
yaralarımız ondan başka saracak varmıdır..
artık yagmurlarımızda yagdı yaralarımız çicek açabilir..


rabbimize emanet olunuz 'isimsiz'.. ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun...


Düzenleyen ferahhfeza gün: 11/10/2009 saat: 01:19
Bağlantı

2009-08-19 21:06:39 - bu kalem susmamalı

Yazan: isimsiz
belki size tuhaf gelecek ama neden susturdunuz kaleminizi ben yazılarınızı bulunduğunuz siteden ve bloğunuzdan takip ediyorum (elimden geldiğince hoş epeydir kendimi saldım boşluga onuda bıraktım ya)aslında çok zaman yazdıklarınız benim kabuğu sert dünyama azıcık olsun şefkat ve yumuşaklık katıyor bilmiyorum aminenur olmadı es geçin dediklerimi yüreğim sıkıntıdan mengenelerde inşallah kaleminiz susmaz ne diyeyim allaha emanet olun
Bağlantı

2009-03-18 09:47:53 - Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü

Yazan: islamiilimler
18 Mart 1915 size neyi hatırlatıyor diye bir soru karşısında her Türk evladı hiç tereddüt etmeden “Çanakkale Zaferi” cevabını vermelidir.

Bu gün “Çanakkale Zaferi” nin 94. yıldönümünü ve “Şehitler Günü” nü milletçe anıyoruz. Hepimiz için kutlu ve mübarek olsun.

Beş bin yıllık geçmişe sahip olan Türk Milleti’nin tarih sayfalarında çok sayıda zaferleri mevcuttur. Türk Milleti’nin sayısız şeref levhalarından birisi de “Çanakkale Zaferi” dir.

Çanakkale Zaferi’ni anlayabilmek için önce o ruhu bilmek gerekir. Nedir Çanakkale ruhu?

Çanakkale; Türk Milleti’nin Kurtuluş Savaşı’nın müjdesidir.

Çanakkale; annesi kadar aziz bildiği vatanına “namahrem eli” nin değmemesi için din, vatan ve namus uğruna canlarını, mallarını, kanlarını adamış yiğitlerin tarih oldukları yerdir.

Çanakkale; ayağında postalı, sırtında ceketi, atacak mermisi olmayan Türk Milleti’nin, dönemin en teknolojik silah ve mühimmatına sahip olan Haçlı milletini toprağın ve denizin derinliklerine gömdüğü yerdir.

Çanakkale; anaların körpecik yavrularının saçlarına ve ellerine kına yakarak vatana kurban olmaları için cepheye gönderdikleri 16, 17, 18, 19, 20 yaşlarındaki “Kınalı Kuzuların!” abideleştikleri yerdir.

Çanakkale; Bursalı, Erzurumlu, Diyarbakırlı, Antepli, Trabzonlu, Edirneli, Ankaralı, İzmirli, Adanalı, Konyalı kısaca Anadolu’nun istisnasız her köşesinden beşikteki bebesini, boynu bükük Ayşe’sini, gözü yaşlı anasını bırakarak gelmiş ve bir daha geri dönmemişlerin nur içinde yattıkları yerdir.

Çanakkale; Anadolu coğrafyasını “İslam’ın son kalesi” olarak tanımlayan M.Akif’in “Çanakkale Aslanları”nı yani Seyit Onbaşı’yı, Yahya Çavuş’u kısaca 253 bin cesaret ve iman sahibini, “Bedrin Aslanları” olan Hz. Ömer’e, Hz. Ali’ye benzettiği yerdir.

Çanakkale; kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ve ayakların ovalara, sırtlara, denizlere ve vadilere sağanak sağanak yağdığı yerdir.

Çanakkale; göklerin ölüm indirdiği, toprağın ölü püskürttüğü yerdir.

Çanakkale; Metrekareye 6000 merminin düştüğü ve mermilerin havada çarpıştığı yerdir.

Çanakkale; Alçıtepe, Kumtepe, Seddülbahir, Kilidbahir, Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı, Soros Körfezi, Arıburnu ve Anafartalar’da 253 bin genç ve münevver bir neslin destanlaştığı yerdir.

Çanakkale; Anadolu’yu ebedi vatan yapan “İstiklal Harbi”nin temel harcının oluştuğu yerdir.

Çanakkale; Komutanı ve silah askeriyle “Yedi Düvel” e ders verdikleri yerdir.

Çanakkale; düşmanın Türk milletini sonsuza dek“yenemeyeceğini” anladığı yerdir.

Çanakkale; “ölürsem şehit, kalırsam gazi” inancına sahip olan Türk Milleti’nin imkansızı mümkün kıldığı yerdir.

Çanakkale; Türk Milleti’nin bütün mahrumiyetler ve mühimmat yetersizliğine rağmen yere göğe, dağa taşa, denize ovaya “Çanakkale Geçilmez” destanını yazdığı yerdir.

Çanakkale; Bizler bugün bu topraklar üzerinde namusumuzla yaşayalım, huzur ve emniyet içerisinde olalım diye onbinlerin, yüzbinlerin bir daha dönmemek üzere kanlı siperlere gittikleri yerdir.

Çanakkale; Hz. Muhammed (s.a.s)’in Mehmed’lerini beklediği ve buluştukları yerdir.

Milletimizin birlik ve bekası, ülkemizin bölünmez bütünlük ve saadeti, ay yıldızlı bayrağımızın ebediyen gönlerde dalgalanması ancak “Çanakkale ruhu” ile yetişmiş nesillere sahip olmakla mümkündür. Bu nedenle Çanakkale destanı ve ruhunu önce kendimiz bilmeli sonra da evlatlarımıza anlatmalıyız.

Bağrında şehitleri barındıran bu mübarek topraklar inşaallah üzerinde bizim gibilerin gezmesinden rahatsız olmuyordur!

Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Selam ve dua ile…
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

ferahhfeza

ferahhfeza...
ip adresim