3/9/2009 - ”Ben” Şehri

Kaldırım taşlarına takılan ayaklarımın prangalarda kaybolduğunu seni bilince; sezince anladım ve aslında yalnızlığın sonsuzluğunun tebessüm ettiğini...
İçimi dökmek için mi, içimi doldurmak için mi, elime aldığım kalem mim, ne kadar yalnız. Ucundan hep aynı kelimeler dökülüyor sana; bağışla! Hüzzam zamanlardayız.
Üşümeyi seviyorum insanların ateşle oturdukları zamanlarda. Benzeri olmayan iklimlerde mim; ötelere sevdalı, berilerde anonim bir besteyim. Nakaratı hep seni soran, seni yalnızlığa söylüyorum; yalnızım; sensizim; bağışla!
Bir-iki kelimede susup sonunda ağlıyorum ama ağaramıyorum, elimde değil; bağışla!
Zamanın, düşlerimdeki güzelliğiyle dökülüyorum sana, uzaklar yaklaşıyor; ayrılık vardı bana; ayrılık yar’dı bana. Aramaya dâvet çıkardın kimse gelmedi; gök kubbeyi herkes görüyor oysa, kimse aralayamadı o garip perdeyi.
Boş odalardan saklıyorum gözlerimi, içime akıyor görmek istediğimi görememenin sancısı, aklayamıyorum kendimi. Yine yoksun, yeni sensizlik!..
Gül düşüyor geceme; soluyor diken diken; kül düşüyor heceme.
Kameriye gecelerde aynı hüzün yoldaşımız oldu, aynı sırra kelâm olduk; benim hep aradığım; senin ifşa etmediğin sır; ruhumu bağlayan nasır! Acını verme yarınıma; tutkusuna yenik düşen bir yorgun savaşçıyım; yığılıyorum her damlada. Bağışla!
Nefesini bırakmadığın şehirlere yolcu olamam, tevekkül titriyor dudak ucumda, ah umut! Aç kapılarını, gir içeri; maviye boya içimin siyahını; acı dinsin efkâr lâmbasında. Bağışla!
Nefesini bıraktığı bir şehir de ben olayım; Yârin nefesi için ben şehrine koşayım!

   Keşke bir gölge kadar yakının da dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakışta ben olsaydım
Bazen kendine aşık deli bir fıtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gurûrumu Bahîra’ dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Devlerin esrârını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Madenî arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
   Gül düşüyor geceme; soluyor diken diken; kül düşüyor heceme
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ RasulAllâh
|